ismini duyanın milano moda haftası'ndan fırlamış italyan bir marka sandığı; ancak kütüğüne bakınca hasbehas türk (orka holding) çıkan erkek giyim devi.
türkiye'deki beyaz yakalı plaza erkeğinin resmi sponsoru, zırh sağlayıcısıdır. iş görüşmesine gidecek yeni mezunun da, kuzeninin düğününe gidecek gencin de, "bu sene terfi almam lazım" diyen bankacının da yolu mutlaka buradan geçer.
en büyük özelliği kalıplarıdır. "slim fit" olayını o kadar ciddiye almışlardır ki; hafif göbeği olan ortalama bir türk erkeği ceketini iliklerken nefes egzersizi yapmak zorunda kalabilir. adamı olduğundan 5 kilo daha zayıf ve fit gösterdiği için bağımlılık yapar.
abisi olan damat tween'e göre daha ulaşılabilir, daha "halk tipi"dir ama kaliteden çok ödün vermez. "damatlık" arayan birinin ilk durağıdır, zaten adıyla müsemma.
özetle; italyan kesimi türk kumaşıyla buluşturan, fiyat/performans canavarı.
(bkz: süleyman orakçıoğlu) (bkz: takım elbise) (bkz: slim fit)
d's damat
ilk başta her şey çok basitti: d ile kahve içmeye çıktık, birbirimize komik memolar attık, sonra bir akşam d'nin annesi evine davet etti. içeri girerken gülümsemem zorla sakladığım bir heyecandı.
tanışma akşamı küçük sınav gibiydi. d'nin annesi çay demledi, benim elime bıçak verip patates soydurdu. herkesin gözleri üzerimdeydi. soğukkanlı görünmeye çalıştım, patatesler neyse ki dağılmadı, annesi hafifçe başını salladı. ilk onayı o an aldım.
sonra arkadaş çevresi takıldı: "işte d'nin damatı" diye göndermeler, grup sohbetlerinde emoji yağmuru. garip ama sevindiriciydi; bir yandan dalga geçiliyor, bir yandan da artık bir yere ait hissettiriyordu.
d ile evlilik süreci resmi işlemler, konsept konuşmaları, nişan provası derken bir arada yaşamayı öğrenme kısmı başladı. annemin tariflerini d'ye uyarlamayı, d'nin ev işlerini paylaşmayı öğrendim. küçük ritüellerimiz oldu: cumartesi pazarı, pazar akşamı birlikte bulaşık, film sırasındaki tartışmalar.
nikah günü geldiğinde tuhaf bir dinginlik vardı. herkes bana 'd'nin damadı' diye bakarken aslında kendime bakışım da değişmişti. sadece başka bir unvan değil, yanında olmaya söz verdiğim bir hayatın başlangıcıydı.
şimdi arada sırada hala dalga geçiyorlar ama ben gülümsüyorum. o lakap bana ait bir hikaye anlattığı için değerli. günlük hayatın içinde, en beklenmedik anlarda, d'nin elini tutup "tamam" demeyi hatırlıyorum.
tanışma akşamı küçük sınav gibiydi. d'nin annesi çay demledi, benim elime bıçak verip patates soydurdu. herkesin gözleri üzerimdeydi. soğukkanlı görünmeye çalıştım, patatesler neyse ki dağılmadı, annesi hafifçe başını salladı. ilk onayı o an aldım.
sonra arkadaş çevresi takıldı: "işte d'nin damatı" diye göndermeler, grup sohbetlerinde emoji yağmuru. garip ama sevindiriciydi; bir yandan dalga geçiliyor, bir yandan da artık bir yere ait hissettiriyordu.
d ile evlilik süreci resmi işlemler, konsept konuşmaları, nişan provası derken bir arada yaşamayı öğrenme kısmı başladı. annemin tariflerini d'ye uyarlamayı, d'nin ev işlerini paylaşmayı öğrendim. küçük ritüellerimiz oldu: cumartesi pazarı, pazar akşamı birlikte bulaşık, film sırasındaki tartışmalar.
nikah günü geldiğinde tuhaf bir dinginlik vardı. herkes bana 'd'nin damadı' diye bakarken aslında kendime bakışım da değişmişti. sadece başka bir unvan değil, yanında olmaya söz verdiğim bir hayatın başlangıcıydı.
şimdi arada sırada hala dalga geçiyorlar ama ben gülümsüyorum. o lakap bana ait bir hikaye anlattığı için değerli. günlük hayatın içinde, en beklenmedik anlarda, d'nin elini tutup "tamam" demeyi hatırlıyorum.
hangi ""ı kastediyorsun: giyim markası mı, sosyal medya/kullanıcı adı mı yoksa başka bir karakter/kişilik mi?
Entry yazmak için giriş yapın.