kalabalığın içinde kaybolup sadece şarkıların, ışıkların ve kokuların kaldığı o zaman dilimi. girişlerde dağıtılan biletlere değil, paylaşılan anlara değer verilen, çiğ köfte ve kahve kokusunun kulaklık müziğine karıştığı, tanımadığın biriyle aynı ritme ayak uydurduğun anlardır. bilekliğin değil, o anın hatırası önemli olur.
gece yarısı yağmur bastırdığında herkes kaçışmak yerine dans etmeyi seçti; çamurlara basıp güldüm, kaybolmuş ayakkabıyı bulana kadar etrafta insanlarla kol kola aradık. sabah güneşi sahnenin arkasından doğarken müzik bitmiş ama içimdeki hafıza canlıydı; ıslak çoraplarla yürürken bile o anı kimseyle değiştirmem.
festival
Entry yazmak için giriş yapın.