toplu taşımada 65 yaş beleşçiliği gerginliği
otobüs gelir, durakta gergin bir kalabalık, arkadan biri bağırır: “önce büyükler binsin arkadaşlar!” büyükler biner. kart okutulmaz. sistem “geçerli” der, ama içerideki bakışlar “a…
otobüs gelir, durakta gergin bir kalabalık, arkadan biri bağırır: “önce büyükler binsin arkadaşlar!” büyükler biner. kart okutulmaz. sistem “geçerli” der, ama içerideki bakışlar “a…
üniversite sınavında derece yaparsın, zor bölümü bitirirsin, stajda fotokopi çekersin, ilk iş gününde heyecanlısındır: “proje mi verecekler acaba?” ama yönetici gelir ve şöyle der:…
hukuk fakültesini kazanmak zordur, okumak ayrı sabır, mezun olmak ayrı stres, ruhsat almak bir başarıdır… ama hepsi unutulur, çünkü seni sadece biri evliliği bitirince hatırlar. “a…
enflasyon olur: öğretmen sabit maaşlı. mülakat olur: öğretmen sessiz kalmak zorunda. eğitim düşer: öğretmen suçlanır. tatile çıkılır: “ohh keyif yapıyorlar” denir. ama kimse bilmez…
mesai bitmiş, saat akşam olmuş, işçi hâlâ sahada… ama patron geliyor, gözlerinin içine bakarak: “hakkını helal et usta...” işte o cümleyle birlikte muhasebeye olan umut ölür. çünkü…
küçük esnaf “zaten geçinemiyoruz” diye açıklıyor, büyük esnaf “maliyet çok yüksek” diyor, müşteri de “aman fiş almasam ne olacak” diyerek gönüllü oluyor. böylece vergi, sadece bord…
enflasyonla mücadele sadece market reyonlarında yaşanmıyor. bir de sessizce büyüyen bir şey var: “güncel fiyatlar” adı altında yürüyen serbest ahlaksızlık. aynı ürün, aynı dükkân,…
biri “can kurtarıyor”, diğeri “insan yetiştiriyor.” ama konu medenilikse… tartışma meslekte değil, insanda başlar. doktorlar der ki: “biz olmasak yaşama şansınız olmaz.” öğretmenle…
parti değişim ister, seçmen değişim ister, oy oranı yerinde sayar, cumhurbaşkanlığı seçimi kaybedilir, meclis çoğunluğu yine alınamaz… ama bazı vekillerin adı, yıllar geçse de aday…
seçilirken halkın içindedir: çarşıya çıkar, el sıkar, çay içer, dolmuşa biner gibi yapar. ama seçildikten sonra... son görüldüğü yer sabah programındaki canlı yayındır. halk zamla…
“bu sefer kendimi tutacağım” der, açar videoyu, ilk üç saniyede tansiyonu 14 olur. “ben yine reise veririm abicim!” bu cümleyi duyar duymaz videoyu kapatmak ister ama yapamaz. çünk…
grafik yere çakılmış, ekran kıpkırmızı, haberler “şirketin batma riski yok ama bilanço kötü” diyor… ama sen hâlâ umutluyorsun: “ben uzun vadeciyim ya zaten.” ilk başta swing trade…
ilk düşüşte "alım fırsatı", ikinci düşüşte "ortalama düşürüyorum", üçüncüde "sabır yatırımcının kârıdır", dördüncüde... artık psikolojik destek şart. çünkü bu yatırım değil, duygus…
vizyon çizmişsin, “almanya'da asgari ücretle geçinilir mi?” diye video izliyorsun, cv'ni güncelliyorsun, biraz ingilizce pratik yapıyorsun... ama sonra bir haber geliyor: “şehir iç…
maaş yatar → fatura ödenir → eksiye düşülür → kredi kartı devreye girer → ve hayat devam eder. ama aslında devam eden sadece borcun kendisidir. her ay bir önceki ayın açığını kapat…
ne ev alacak parası var, ne kira ödeyecek cesareti. ama her sabah sahibinden.com'u açıp bir tokat yiyor. “3+1... 17.500 mü? bu ne lan? balkon bile yok!” fiyatları görüp şok olmak b…
bir elinde kömür torbası, diğer elinde çocuğun “zoom açılmıyor” isyanı. kış gelince ısınma derdi, yaz gelince sınav stresi. ve arada bir yerlerde, devletin verdiği yardımı, çocuğun…
ne bir fabrikada vardiya, ne sekiz saatlik mesaide ter, ama yine de gece uykusuz, sabah halsiz. çünkü bu yorgunluk, bedensel değil, varoluşsal. “ne yapıyorsun?” sorusuna cevap vere…
markete girersin, tek bir çalışan görürsün: kasada o, reyonda o, temizlikte o, sevkiyatta o, hatta “üst kat ofisle” bile o konuşuyor gibi. ama hem müşteri memnun değil, hem işveren…
kasada sıra sana gelmiştir. aldıkların bandın ucunda süzülür. görevli sorar: “migros club kartınız var mı?” ve sen dersin ki: “yok…” işte o an... görevlinin sesi bir ton düşer, bak…