tüvtürk'ün türkiye'deki tek yetkili araç muayene istasyonu olan kurumun, yasal tekel olmasından ve devletle yaptığı muazzam kârlı imtiyaz sözleşmesinden kaynaklanan sarsılmaz konumudur.
efenim, her muayene sonrası o astronomik rakamı ödeyip "ya bunlara kimse dur diyemiyor mu?" diye isyan etmeden önce işin matematiğine ve geçmişine bakmak lazım. olayın temeli 2007 yılına dayanıyor. doğuş grubu, alman tüv süd ve ingiliz bridgepoint ortaklığında kurulan bu konsorsiyum, özelleştirme idaresi'nden araç muayene işini 20 yıllığına (2027'ye kadar) satın aldı. yani ortada kapı gibi bir (bkz: imtiyaz sözleşmesi) var ve bu süre bitene kadar rakip bir firmanın sektöre girmesi hukuken imkansız.
ama işin asıl dokunulmazlık zırhı devletin kasasına giren parada gizli. tüvtürk, vatandaştan tahsil ettiği o can yakan muayene ücretinin tamamını cebine atmaz. sözleşme gereği ilk yıllarda bu hasılatın yüzde 30'unu, sonra yüzde 40'ını devlete veriyordu. şu an ise brüt gelirin yüzde 50'si doğrudan hazine'ye aktarılıyor. gecikme cezalarının ise tamamı devlete gidiyor.
olaya devletin gözünden bakarsak; ortada sıfır maliyet, sıfır risk, sıfır personel gideri var ama her gün milyonlarca liralık garanti bir gelir akışı var. hal böyle olunca devletin, kendisine böylesine devasa ve risksiz bir sıcak para sağlayan altın yumurtlayan tavuğu kesmesi veya şartlarını zorlaştırması eşyanın tabiatına aykırıdır.
vatandaş 10-15 dakika süren, sadece gözle ve birkaç cihazla yapılan, sanayide bedavaya bakılacak işlemler için servet ödediğiyle kalır. üstüne bir de kredi kartıyla ödeme yaparken alınan yasadışı komisyonlar için tüketici hakem heyetlerinde sürünür. günün sonunda trafiğe çıkmanın tek yasal anahtarı o rapor olduğu için o istasyona paşa paşa gidilir. 2027'de sözleşme bittiğinde sistemin değişip değişmeyeceği ise koca bir muammadır.
tüvtürk'e dokunulamama nedeni
Entry yazmak için giriş yapın.