benim için durumu, mis gibi başlayan bir anın dibinin bir anda oturması gibidir: köpüğü üzerinde gezinen umutlar, ilk yudumun verdiği keyif ve sonra gelen sessizlikle birlikte fincanın dibe çöken gerçekler. sıcak, yoğun ve kaçınılmaz; içtikçe biraz daha ortaya çıkar her şey.
geçenlerde bir arkadaş toplantısında, ev sahibi usulca fincanı uzattı, biz konuşurken kahvenin kokusu salona yayıldı. ilk yudumda gülümsedik; sonra biri belki de istemeden, herkesin duymak zorunda olduğu bir şeyi söyleyince ortam soğudu. kahve soğumadan bitirmek istedim ama dibinde kalan telvenin anlattığı kadar açık bir son vardı. çıktığımda cebimde fincanın yerine kalan o sessiz anlamsı his vardı — hem tatlı hem tatsız, tam bir tecrübesi.
türk kahvesi
Entry yazmak için giriş yapın.