türkiye'de özellikle üniversiteden mezun olunduğu an yüzleşilen; her sabah güne kariyer net veya linkedin bildirimleriyle uyanıp, "başvurunuz değerlendirmeye alınmıştır" cümlesine bakarak yavaş yavaş yaşlanma sanatıdır.
sadece "çalışmamak" veya "para kazanamamak" değil, aynı zamanda devasa bir psikolojik savaştır. bu dönemin getirdiği temel travmalar ve absürtlükler şunlardır:
deneyim paradoksu: başvurduğunuz giriş seviyesi (junior) pozisyonların bile utanmadan "en az 3-5 yıl deneyim" istemesidir. hiç kimse işe almazsa bu taze mezunların o tecrübeyi sims oynayarak mı kazanacağı henüz çözülememiş bir gizemdir.
insan kaynakları (ik) hayaleti: "biz size olumlu ya da olumsuz mutlaka dönüş yapacağız" diyerek telefonu kapatan, ardından adeta sırra kadem basarak aylar boyunca hiçbir mail veya mesaja cevap vermeyen ik uzmanlarının yaşattığı o meşhur "ghosting" durumudur.
akraba terörü: bayramlarda, düğünlerde veya altın günlerinde "ee sen şimdi ne iş yapıyorsun?", "kpss'ye neden girmedin?" diyerek insanın sinir katsayısıyla oynayan teyze ve amcalara karşı verilen o amansız savunma harbidir.
mülakat eziyeti: 5 ayrı mülakat aşaması, kişilik envanteri testi, genel yetenek sınavı ve yabancı dil mülakatından alnının akıyla geçtikten sonra size sanki holdingin anahtarını veriyorlarmış gibi hissettirip, teklif ettikleri maaşın asgari ücret olması durumudur.
özetle; elinizdeki o altın yaldızlı diplomanın sadece bir kağıt parçasından ibaret olduğunu idrak ettiğiniz, liyakatin değil torpil ve "referans"ın (bkz: dayı faktörü) geçerli akçe olduğunu anladığınız o gri, buhranlı ve bol anksiyeteli yaşam evresidir.
üniversite bitirip iş bulamayan genç
Entry yazmak için giriş yapın.