2020'ler türkiye'sinde, büyükşehirlerde yaşayan ve 30 yaş sınırına merdiven dayamış ortalama bir bireyin "varsayılan fabrika ayarları"dır.
eskiden bu üçlü, filmlerdeki acıklı karakterlerin dram sebebiydi; bugün ise adeta koca bir neslin hayatta kalma stratejisine dönüştü. durumu alt başlıklarıyla incelemek gerekirse:
evsizlik (modern göçebelik):
sokakta karton üzerinde yatmak anlamında değildir. maaşın yarısını kiraya verip, ev sahibinin "oğlum almanya'dan gelecek" tribini çekmek ve ölene kadar bir tapu yüzü göremeyeceğini içten içe kabullenmek anlamındadır. bu devirde ev almak için ya arkada sağlam bir dede tarlası olmalı ya da banka soyulmalıdır.
mutsuzluk (kronik anksiyete):
sürekli artan enflasyon, mobbing dolu mesailer ve hiçbir yere varmayan kariyer hedefleri arasında eriyip giden yaşama sevincinin doğal sonucudur. bu kitlenin yegane serotonin kaynağı, hafta sonu alınan fazla uyku ve kargodan gelen sipariş paketini açma anıdır.
çocuksuzluk (zorunlu farkındalık):
"ben bu kokuşmuş dünyaya çocuk getirmem" mottosunun arkasına sığınılan, ancak özünde "kendime zor bakıyorum, çocuğun bezini/okul taksitini nasıl ödeyeceğim" diyen o sessiz isyandır. biyolojik üreme güdüsünün yerini tamamen kedi sahiplenmek almıştır; çünkü kedi kreşe gitmez, ergenlik tribi atmaz ve cebinizden iphone parası istemez.
amerikan rüyasının yerini alan "ortadoğu gerçekliği"dir. hiçbir mülke sahip olmadan, sıfır beklentiyle ve sadece kara mizah yaparak yaşlanmayı bekleyen yeni nesil dervişlik mertebesidir.
30 yaş sendromu beyaz yakalı dramı
evsiz mutsuz ve çocuksuz
Entry yazmak için giriş yapın.