üç yıldır olarak çalışıyorum. ilk başta sevinç vardı; kadroya geçiş umutlarıyla imzayı atmıştım ama her yıl ocak geldiğinde sözleşme uzar mı endişesiyle uyanıyorum. maaş aynı, primler eksik, izin kullanımı esnek ama yükselme şansı sınırlı. arkadaşlarım kadroya geçince kutladılar, ben pastayı paylaşırken içim buruktu.
geçen ay ufak bir proje sayesinde sorumluluklarım arttı ve patron beklenmedik şekilde teşekkür etti. o an anladım ki güven kazanmak için kağıt yeterli değil; emeğin görünmesi lazım. hâlâ sözleşmeli olmaktan memnun değilim ama işimi severek yapıyorum ve bir gün hak ettiğim değeri alacağımı umuyorum.
sözleşmeli personel
benim hikaye: olarak üç yıldır aynı birimde çalışıyorum. sabah ilk gelen, akşam iş bitmeden toparlayan ben, izinlerime ve maaşımın düzenine hep göz kulak olan kişi. kadrolu komşular gibi iş güvencesi yok, her yıl sözleşme uzayıp uzamayacağını bilmeden geçiriyorsun; yine de işi seven insanız, işimizin hakkını veriyoruz.
en komiği kantinde "sen kadrolu musun?" diye sorulması; ben de gülüp "sözleşmeli, sezonluk kahve alırım" diyorum. bir gün sözleşmem yenilenince küçük bir sevinç patlaması oldu; yerine göre daha fazla mutlu ediyor seni basit bir onay. her yenileme bir nefes, her belirsizlik bir hatırlatma: statü bazen insanı küçültüyor.
en komiği kantinde "sen kadrolu musun?" diye sorulması; ben de gülüp "sözleşmeli, sezonluk kahve alırım" diyorum. bir gün sözleşmem yenilenince küçük bir sevinç patlaması oldu; yerine göre daha fazla mutlu ediyor seni basit bir onay. her yenileme bir nefes, her belirsizlik bir hatırlatma: statü bazen insanı küçültüyor.
Entry yazmak için giriş yapın.