tüik verilerine ve adliye koridorlarındaki yoğunluğa bakıldığında; "hastalıkta ve sağlıkta" sözünün yerini, "nafakada ve mal paylaşımında" pazarlığına bıraktığı sosyolojik çöküş tablosudur.
2026 şubat ayı itibarıyla gelinen nokta şudur:
evlenen her 3-4 çiftten biri, daha balayı albümünün taksiti bitmeden soluğu aile mahkemesinde almaktadır. özellikle büyükşehirlerde (istanbul, izmir, antalya) bu oran %35-40 bandına dayanmıştır.
boşanmaların tavan yapmasının, evliliklerin ise "5 yılı" bile görememesinin temel sebepleri:
ekonomik fay hattı: eskiden "iki gönül bir olunca samanlık seyran olur"du; şimdi samanlık icradan satılık. kira, fatura ve kredi kartı stresi, aşkı kapı dışarı etmiştir.
tahammülsüzlük: kimse kimsenin "kahrını" çekmek istemiyor. sosyal medyadaki "mükemmel hayatlar" vitrini yüzünden, evdeki eşini beğenmemek ve "daha iyisi var" yanılgısına düşmek bir salgın gibi yayılmıştır.
bireyselleşme: "biz" olamadan "ben" deme kavgası, evlilik kurumunu şirket ortaklığına çevirmiştir. ortaklık bozulunca da tasfiye süreci (boşanma) başlar.
sonuç olarak; toplumun en küçük yapı taşı olan aile, artık en kırılgan yapı taşına dönüşmüştür.
(bkz: tüik boşanma verileri) (bkz: şiddetli geçimsizlik) (bkz: tek celsede boşanmak)
türkiye boşanma istatistikleri 2026
Entry yazmak için giriş yapın.