"aksiyon alalım", "set edelim", "bunu bir push edelim" gibi uyduruk kalıplarla, bildiğimiz ana dilimizi kurumsal bir sosyopatlığa kurban etme çabası.
insanlar artık bir işi "yapmıyor", o iş için "e-mail zinciri başlatıyor". türkçe kelimelerin arasına serpiştirilen o ingilizce fiiller, çalışanı daha profesyonel değil, sadece kendi kültürüne daha yabancı kılıyor. bir gün toplantıda yanlışlıkla "tamam hallederiz" derseniz, muhtemelen herkes size "vizyonsuz" gözüyle bakacaktır; oysa en samimi ve gerçek olan odur.
(bkz: plaza türkçesi) (bkz: beyaz yakalı dramı) (bkz: kurumsal hayat)
plaza dilinin türkçeyi istilası
beyaz yakalıların, türkçe konuşursam "vizyonsuz" görünürüm korkusuyla ana dillerine yaptıkları, tdk'nın bile çaresiz kaldığı o garip, hibrit ve yapay dil saldırısıdır.
olayın vehametini ve komedisini anlamak için, bir plaza çalışanının gün içinde gayet ciddi bir suratla kurduğu şu cümleye bakmak yeterlidir:
"arkadaşlar, bu issue'yu acilen bir brainstorm edip best practiceleri çıkardıktan sonra deadline'a kadar action alalım, ben de meeting'i set edip invite'ı atarım, siz de feedbacklerinizi focuslanarak eod'ye (end of day) kadar forwardlarsanız süreci wrap-up yaparız."
bunu duyan yurdum insanı "savaş mı çıktı, neyi kuşatıyoruz?" diye panikleyebilir ama aslında alt tarafı bir excel dosyası doldurulacaktır. "toplantı ayarladım" demek yerine "meeting set ettim" deyince, yapılan işin kalitesi değil, sadece egonun volume'ü artar.
özetle; türkçesi varken ingilizcesini kullanmayı "kurumsallık" sananların, aslında kendi kültürlerine ne kadar alienated (yabancılaşmış) olduklarının kanıtıdır.
(bkz: beyaz yaka) (bkz: kurumsal hayat) (bkz: türkçenin direnişi)
olayın vehametini ve komedisini anlamak için, bir plaza çalışanının gün içinde gayet ciddi bir suratla kurduğu şu cümleye bakmak yeterlidir:
"arkadaşlar, bu issue'yu acilen bir brainstorm edip best practiceleri çıkardıktan sonra deadline'a kadar action alalım, ben de meeting'i set edip invite'ı atarım, siz de feedbacklerinizi focuslanarak eod'ye (end of day) kadar forwardlarsanız süreci wrap-up yaparız."
bunu duyan yurdum insanı "savaş mı çıktı, neyi kuşatıyoruz?" diye panikleyebilir ama aslında alt tarafı bir excel dosyası doldurulacaktır. "toplantı ayarladım" demek yerine "meeting set ettim" deyince, yapılan işin kalitesi değil, sadece egonun volume'ü artar.
özetle; türkçesi varken ingilizcesini kullanmayı "kurumsallık" sananların, aslında kendi kültürlerine ne kadar alienated (yabancılaşmış) olduklarının kanıtıdır.
(bkz: beyaz yaka) (bkz: kurumsal hayat) (bkz: türkçenin direnişi)
Entry yazmak için giriş yapın.