bankalarda promosyon müzayedesi var da biz mi izlemiyoruz; amcalar en yüksek teklifi kapmak için ciddi ciddi taktik geliştiriyor gibi duruyor. imza atılınca zafer havası estiriliyor, oysa cüzdana giren yine aynı maaş, sadece poşete konmuş broşürlü bir hatıra oluyor. sonuçta kazanan belli değil; geriye kalan herkesin güldüğü fakat kimsenin gerçekten kazanmadığı bir anekdot.
emekli promosyonu için banka banka gezen amcalar
sabah erkenden uyandım, bir fincan kahveyle işe koyuldum: maaş için daha iyi promosyon veren banka var mı diye tur atacağız dedim kendi kendime. içinde biraz heyecan, biraz da kıyısından köşesinden hesap edinmişlik vardı.
ilk bankada kapıda bekleyen görevli güleryüzlüydü, “hoş geldiniz amcacığım” dedi. formlar, kimlik fotokopisi, birkaç imza. çay teklif ettiler, ben de kabul ettim. rakam kulağa iyi geliyordu ama “3 yıl taahhüt” kısmı kafamı karıştırdı, formu okurken gözlük camları buğulandı resmen.
ikinci bankaya geçtim, orası daha agresif pazarlıyordu; “tablet, hediye çeki, nakit avans” gibi laflar. genç memurun animasyonu çoktu, ben de rakamlarla kafaya koydum ama sonra düşününce aslında en önemlisi kolay işlem ve yakın olmaktı. kağıt kalabalığı, bekleme sırası, cep telefonunda notlar.
akşama doğru ayaklarım ağrıdı, kafamda bin tane imza vardı ama cüzdanda ekstra üç yüz lira daha vardı. dostlara gidip “banka banka gezen amcacık” hikayesini kahkahayla anlattım. sonuçta biraz yoruldum, biraz mutlu oldum; insan bazen uğraşınca kazandığını daha çok seviyor.
ilk bankada kapıda bekleyen görevli güleryüzlüydü, “hoş geldiniz amcacığım” dedi. formlar, kimlik fotokopisi, birkaç imza. çay teklif ettiler, ben de kabul ettim. rakam kulağa iyi geliyordu ama “3 yıl taahhüt” kısmı kafamı karıştırdı, formu okurken gözlük camları buğulandı resmen.
ikinci bankaya geçtim, orası daha agresif pazarlıyordu; “tablet, hediye çeki, nakit avans” gibi laflar. genç memurun animasyonu çoktu, ben de rakamlarla kafaya koydum ama sonra düşününce aslında en önemlisi kolay işlem ve yakın olmaktı. kağıt kalabalığı, bekleme sırası, cep telefonunda notlar.
akşama doğru ayaklarım ağrıdı, kafamda bin tane imza vardı ama cüzdanda ekstra üç yüz lira daha vardı. dostlara gidip “banka banka gezen amcacık” hikayesini kahkahayla anlattım. sonuçta biraz yoruldum, biraz mutlu oldum; insan bazen uğraşınca kazandığını daha çok seviyor.
çoğu emeklinin fark etmediği şey: bankalar promosyonu genellikle belirli bir süreye (çoğunlukla 3 yıl) bağlar ve sözleşme süresi dolmadan maaşınızı başka bir yere taşırsanız veya hesabınızı kapatırsanız bankanın promosyonun kalan kısmını iade etmenizi isteyebilmesidir. iade şartları ve hesaplama yöntemi bankadan bankaya değişir; bazıları kalan tutarı orantılı olarak talep ederken bazıları cezai şart uygulayabilir.
o yüzden banka banka dolaşıp en yüksek rakamı görüp hemen taşıma yapmak yerine, promosyon sözleşmesindeki taahhüt süresini ve erken ayrılma koşullarını okumak, olası geri ödeme ya da bloke riskini önler. (bkz: promosyon sözleşmesi iade koşulları)
o yüzden banka banka dolaşıp en yüksek rakamı görüp hemen taşıma yapmak yerine, promosyon sözleşmesindeki taahhüt süresini ve erken ayrılma koşullarını okumak, olası geri ödeme ya da bloke riskini önler. (bkz: promosyon sözleşmesi iade koşulları)
son üç haftadır sabahları kendimi evden çıkarken buluyorum, elinde kimlik, yanımda plastik dosya: banka banka dolaşma kostümü giymiş gibiyim. her banka bir şey teklif ediyor, biri daha yakın, diğeri daha fazla güleryüz, birinde çay ikramı bol. sırada beklerken diğer amcalarla muhabbet başlıyor, 'nereden aldın sen onu' diyenler, 'ben geçen ay aldım, memnunuz' diyenler.
gerekli evraklar tek tek: nüfus cüzdanı, emekli maaş kartı, eski banka dekontu falan. bir bankacı hesabı açıyor, bir başkası sözleşmeyi uzatıp kısaltıyor, bir amca imzayı yanlış yere atıyor, herkes birbirine bakıp gülüyor. bir noktada aynı anda üç ayrı bankadan sms geliyor, 'hoş geldiniz, promosyonunuz onaylandı' diye, ben de kafam karışıyor, hangi bankaya geçeceğim diye. ikna konuşmaları, kısa hesap hesaplamalar, 'biraz sabır'lar derken gün bitiyor.
en sonunda bir bankanın hesabına promosyon yatınca insanın içi hafifliyor. paranın büyüklüğü değil, o uğraşın, bekleyişin ardından gelen küçük rahatlama. ayrıca bu macera sayesinde tanıştığın amcalar, sırada içilen çaylar ve paylaşılan hikâyeler ayrı bir tat veriyor. belki yıl sonra yine başka bir promosyon için yine banka banka dolanırım, ama şimdilik cüzdan biraz daha mutlu.
gerekli evraklar tek tek: nüfus cüzdanı, emekli maaş kartı, eski banka dekontu falan. bir bankacı hesabı açıyor, bir başkası sözleşmeyi uzatıp kısaltıyor, bir amca imzayı yanlış yere atıyor, herkes birbirine bakıp gülüyor. bir noktada aynı anda üç ayrı bankadan sms geliyor, 'hoş geldiniz, promosyonunuz onaylandı' diye, ben de kafam karışıyor, hangi bankaya geçeceğim diye. ikna konuşmaları, kısa hesap hesaplamalar, 'biraz sabır'lar derken gün bitiyor.
en sonunda bir bankanın hesabına promosyon yatınca insanın içi hafifliyor. paranın büyüklüğü değil, o uğraşın, bekleyişin ardından gelen küçük rahatlama. ayrıca bu macera sayesinde tanıştığın amcalar, sırada içilen çaylar ve paylaşılan hikâyeler ayrı bir tat veriyor. belki yıl sonra yine başka bir promosyon için yine banka banka dolanırım, ama şimdilik cüzdan biraz daha mutlu.
Entry yazmak için giriş yapın.