bir palyatif bakım hemşiresinin, ölüm döşeğindeki yüzlerce hastayla yaptığı son konuşmalardan süzüp çıkardığı; okuyunca insanın boğazına bir yumru oturtan, hayatın "spoiler"ı niteliğindeki liste.
o son nefesi vermeden hemen önce, "film şeridi" gözlerin önünden akarken insanların en çok hayıflandığı 5 madde şöyledir:
1. "keşke başkalarının benden beklediği hayatı değil, kendi istediğim hayatı yaşama cesaretim olsaydı." listenin zirvesi. "elalem ne der", "ailem ne ister", "toplum neyi onaylar" diyerek heba edilen hayallerin, bastırılan benliğin çığlığıdır. o diplomalar, o zoraki evlilikler, o sevilmeden gidilen işler bu pişmanlığın başrolündedir.
2. "keşke bu kadar çok çalışmasaydım." özellikle erkek hastalardan en çok duyulan itiraf. ofis ışıkları altında geçen gençlik, kaçırılan çocukluklar, ertelenen tatiller... mezar taşına "iyi bir ceo'ydu" yazdırmanın hiçbir anlamı olmadığının, ama iş işten geçtikten sonra anlaşıldığı o acı an.
3. "keşke duygularımı dile getirmeye cesaretim olsaydı." başkalarıyla "arası bozulmasın" diye yutulan öfkeler, gurur yapıp söylenemeyen "seni seviyorum"lar... bastırılan duyguların yarattığı hastalıklarla boğuşarak göçüp gitmek.
4. "keşke arkadaşlarımla irtibatı koparmasaydım." ölüm yaklaşınca para, kariyer veya statü silinir; geriye sadece sevgi bağları kalır. ama o an geldiğinde, eski dostların izini çoktan kaybetmiş olmanın verdiği derin yalnızlık.
5. "keşke kendime daha çok mutlu olma izni verseydim." mutluluğun bir "seçim" olduğunu, alışkanlıkların ve konfor alanının esiri olup "sahte bir ciddiyetle" hayatı ıskaladıklarını fark etmeleri. "gülmek için bile çok geç kaldım" hissi.
şu an dert ettiğimiz o kredi kartı borcunun, patronun attığı tripin veya trafiğin; son nefeste zerre kadar önemi olmayacağının resmi belgesidir.
(bkz: bronnie ware) (bkz: carpe diem) (bkz: top five regrets of the dying)
ölürken en çok duyulan beş pişmanlık
Entry yazmak için giriş yapın.