ekonominin nabzı gibi bir şey. hem ülkenin hem de senin kişisel geleceğinin sessizce belirlendiği o yüzde işareti.
temel mantık şu: para zamanla değer kazanmalı mı, kaybetmeli mi, yoksa yerinde mi saysın? bunun cevabını da merkez bankaları, bankalar ve biraz da siyasi irade birlikte veriyor. yukarı çıktığında kredi çekmek zulüm, mevduat açmak ise bir anda cazip hale geliyor. aşağı indiğinde ise tam tersi: krediyle ev, araba, yatırım iştahı artıyor; ama bir bakmışsın paran bankada yatarken eriyor.
enflasyonun üstünde değilse aslında kazanmıyorsun, daha az kaybediyorsun. ama çoğu kişi “yüzde 30 faiz alıyorum, kralım” diye gezerken, enflasyon yüzde 60 ise reel olarak fakirleştiğinin farkında bile olmuyor.
bir de işin psikolojik tarafı var: faiz düşünce “para ucuzladı, harca” mesajı veriliyor, çıkınca “sakin ol, kenara çekil” deniyor. biz de grafiğe bakıp hayat planı yapmaya çalışıyoruz. ev al, araba sat, dövize geç, borsaya gir… hepsi şu küçücük yüzde işaretinin insafına kalmış durumda.
faiz oranları
Entry yazmak için giriş yapın.