ülkede zemin değil de sanki hafıza kaygan gibi. herkes ne yapması gerektiğini az çok biliyor ama gündem değişince deprem de arka plana atılıyor. ta ki gece yatakta hafif bir sallanınca “evin kolonu nerede, toplanma alanı neresiydi?” diye düşünene kadar.
risk dediğin aslında tamamen olasılık ve hazırlık meselesi. fay hattına yakın olmak tek başına kader değil; binanın yaşı, zemin etüdü, mühendislik hesabı, denetim kalitesi, hepsi aynı denklemde. 99 öncesi yapılan, zemin etüdü olmayan, altı dükkân üstü 7 kat apartmanlar hâlâ doluysa, orada riskten değil, bile bile lades olmaktan bahsetmek gerekiyor.
bir de bireysel hazırlık kısmı var: sabitlenmemiş dolaplar, kapının yanına yığılmış ayakkabılar, içi boş ama rafta duran deprem çantası… herkesin listesi var, uygulayanı az. telefon şarj aleti prizde, ama powerbank çoğu kişide yok mesela.
en ironik olanı da şu: hepimiz “büyük olan ne zaman gelir?” diye soruyoruz ama asıl soru “geldiğinde ben ne kadar hazır olacağım?” olmalı. çünkü tarihini bilemeyiz ama sonuçlarını azaltmak elimizdeydi, hâlâ da elimizde.
deprem riski
Deprem riski: binanın, bölgenin "bir gün sallanırız" ihtimali. Kafayı kuma gömmek yerine hazırlık ve güçlendirme işidir; ertelemek popüler ama tehlikeli bir hobidir.
Entry yazmak için giriş yapın.