aslında fransız lastik üreticisi michelin kardeşlerin; "insanlar daha çok araba sürsün, seyahat etsin ki lastikleri çabuk eskisin, biz de yenisini satalım" mantığıyla 1900'lerin başında oluşturduğu, günümüzde ise restoranların kaderini belirleyen prestij sembolü.
sistemin işleyişi ve kriterleri tam bir "ajanlık" hikayesidir:
1. kim verir, nasıl verir? müfettişler (inspectors) tamamen anonimdir. restorana sıradan bir müşteri gibi girer, yemeğini yer, hesabını öder ve çıkar. şefin haberi bile olmaz. eğer beğenilirse, bir yıl içinde farklı müfettişler defalarca gidip "istikrar" kontrolü yapar.
2. kriterler nelerdir? dekorasyonun şıklığına veya garsonun papyonuna değil, sadece tabağa bakarlar. 5 altın kural vardır:
malzeme kalitesi.
lezzetin ve pişirme tekniğinin ustalığı.
şefin kişiliğinin tabağa yansıması (imza lezzet).
paranın karşılığını verme.
tutarlılık: (en önemlisi budur; ocak ayında yediğin yemekle, ağustos ayında yediğin aynı standartta olmalıdır.)
3. yıldıza sahip olunca ne olur?
1 yıldız: "alanında çok iyi, yolunuzun üzerindeyse durun."
2 yıldız: "mükemmel yemek, yolunuzu değiştirmeye değer."
3 yıldız: "olağanüstü mutfak, sadece burası için o ülkeye gidilir."
bir restoran bu yıldızı aldığı an; cirosu katlanır, rezervasyon defteri 6 ay sonrasına kadar dolar, menü fiyatlarına otomatik olarak "şöhret zammı" eklenir. ancak şef için büyük bir stres başlar; çünkü yıldızı kaybetmek, hiç almamış olmaktan çok daha büyük bir itibar kaybıdır (intihar eden şefler bile olmuştur).
özetle; şeflerin rüyası, cüzdanların kabusudur.
michelin yıldızı
demek bu michelin yıldızı olayının kökü lastik satmaya dayanıyormuş ha?
Entry yazmak için giriş yapın.