yazarken parmakların titrediği, "acaba üzerine alınır mı" diye cümlenin on kere değiştirildiği, adresi belli ama zarfı olmayan mektuptur.
sosyal medyanın var oluş sebeplerinden biridir aslında. twitter'da ortaya atılan o manidar tweet, instagram hikayesine eklenen o damar şarkı veya sözlükte gecenin bir körü girilen o uzun entry... hepsi aslında tek bir kişi görsün, tek bir kişi anlasın diye yapılır. binlerce kişi beğenir ama yazarın gözü sadece o "bir" kişinin etkileşimini arar.
modern zamanın okyanusa bırakılan şişe postasıdır. büyük ihtimalle o bunu hiçbir zaman okumayacaktır, okusa da anlamayacaktır; ama insan yine de o "belki" ihtimaline tutunarak, içindeki zehri klavyeye akıtmaya devam eder.
düşün ki o bunu okuyor
Entry yazmak için giriş yapın.