Bilim, bu ülkede genelde sonuç getirmediği düşünülen bir lüks gibi görülüyor. Hızlı para, hızlı çözüm, kısa yol varken; sabır isteyen, sorgulayan, “emin değilim” demeyi gerektiren şeyler gereksiz sayılıyor. Çünkü bilim aceleye gelmiyor, alkış istemiyor ve hemen karşılık vermiyor.
Bir diğer mesele de bilimin otoriteyi rahatsız etmesi. Soru sorar, şüphe eder, dogmayı sevmez. Oysa bizde ezber, biat ve kesin konuşan figürler daha çok prim yapıyor. “Bilmiyorum” demek zayıflık sayılıyor; hâlbuki bilimin çıkış noktası tam olarak orası.
Eğitim tarafında da durum farklı değil. Ezberlenen bilgiyle sınav geçiliyor ama düşünmek öğretilmiyor. Çocuklar merak ettiği için değil, mecbur olduğu için okuyor. Sonra da bilim, günlük hayatın dışında, laboratuvara hapsedilmiş bir şey gibi kalıyor.
Sonuçta bilim konuşuluyor ama hayata dahil edilmiyor. Ta ki bir gün teknolojiye, ilaca, mühendisliğe ihtiyaç duyulana kadar. O noktada da iş işten geçmiş oluyor.
türk insanının bilimi neden en sona atması sorunsalı
Entry yazmak için giriş yapın.