gündelik hayatta zenginlik çoğu zaman banka hesabından önce küçük alışkanlıklarla ölçülüyor. özellikle yemek üzerinden kurulan bu kıstaslar, insanların kendi ekonomik durumlarını başkalarıyla kıyaslama biçimini yansıtıyor. örneğin et yemeğinin yanında ekmek yememek, porsiyonları dilediğince artırabilmek, masaya gelen hesabı düşünmeden paylaşmak veya tek başına karşılayabilmek, birçok kişi için “rahatlık” ve dolayısıyla zenginlik göstergesi sayılabiliyor. benzer şekilde kuruyemiş, baklava, antep fıstığı gibi görece pahalı atıştırmalıkları miktarını önemsemeden tüketebilmek de sembolik bir ölçüt haline gelebiliyor. bu tür kıstaslar elbette nesnel değil; daha çok mizahi, kişisel ve dönemin ekonomik koşullarına bağlı gözlemler. yine de insanların alım gücündeki değişimi, enflasyonu ve hayat pahalılığını en somut şekilde mutfak üzerinden takip etmeleri, bu tarz ölçütlerin neden bu kadar yaygın ve tanıdık gelmesini açıklıyor.
sözlük yazarlarının zenginlik kıstasları
Entry yazmak için giriş yapın.