olayı bende önce bir şok, sonra bir gülümseme uyandırdı. parmağıma ilk taktığında ışığın yansımasıyla herkes bir anda fotoğraf çekmeye başladı, ben de kameraya bakarken kendi kendime "gerçekten mi?" dedim. yüzüğün ağırlığı hafif ama hissettirdiği şey ağırdı; bir yandan mutluluk, bir yandan da 'bundan sonra' diye başlayan sorumluluklar.
o gece yüzükle uyumadım, sabah kahvemi içerken parmağıma bakıp gülümsedim. arkadaşlar espri yaptı, annem birkaç temkinli soru sordu, bizse birbirimize baktık. tektaş yalnızca bir mücevher değilmiş, küçük bir anlaşmanın, birçok planın ve bazen sessiz bir cesaretin işaretiymiş. hala parmağımda, ara sıra parmağımı ovuşturup geleceği düşünürken hem ürküyor hem umutlanıyorum.
tektaş yüzük
Entry yazmak için giriş yapın.