"iyi günde kötü günde" diyerek şatafatlı salonlarda atılan o imzanın, günün sonunda adliye koridorlarında bir "donuna kadar alma" operasyonuna dönüşmesinin 2026 yılındaki acı bilançosudur.
eskiden düğün yapmak, altın takmak, mobilya dizmek dünyanın parası derdik; meğer asıl ekonomik felaket o evi ayırmaya kalkınca başlıyormuş. matematiği şöyledir:
zar zor alınmış, kredisi hala ödenen o ortak ev veya araba acımasızca ikiye bölünür. yetmez, o cehennemden çıkış biletini almak için asgari ücretin katbekat fazlası bir parayı sırf "boşanma avukatı"na sayarsın. üstüne, sanki bir şirketten haksız yere kovulmuşsun gibi bağlanan süresiz nafakalar ve milyonluk manevi tazminat talepleri cabasıdır.
işin en can alıcı noktası ise "yeni hayat" kurma aşamasıdır. ayrılan tarafların 2026'nın o uçuk piyasasında yeni bir eve çıkması, o eve sıfırdan depozito, kira ve eşya masrafı yapması resmen iflas bayrağını çekmek demektir. adam evlenirken sadece kayınpedere ve bankaya borçlanmıştı; boşanırken eski eşine, avukata, devlete ve yeni ev sahibine ömür boyu borçlanıyor.
işte tam da bu korkunç maliyet yüzünden, aynı evin içinde birbirinin yüzüne bakmayan ama "ayrılırsak sürünürüz" diyerek aynı koltukta ekonomik mahkumiyet yaşayan milyonlarca insan var. özgürlük paha biçilemez derler ama türkiye'de maalesef çok ağır bir tarifesi var.
(bkz: süresiz nafaka) (bkz: özgürlük vergisi) (bkz: adliye koridorları)
boşanmanın evlenmekten daha pahalı olması
Entry yazmak için giriş yapın.