evlilik kurumunun mecburi bir mahkumiyete dönüşmesi

📝 1 entry 👤 fakir elbiseli kiz tarafından açıldı
toplumun görkemli düğünler ve takı merasimleriyle "mutlu son" olarak pazarladığı hikayenin; sadece birkaç yıl içinde gönüllü girilip zorunlu kalınan, açık görüşü olmayan modern bir cezaevi simülasyonuna evrilmesidir.

bu mahkumiyetin en acı tarafı, parmaklıkların demirden değil, toplumsal baskıdan ve ekonomik çaresizlikten örülmüş olmasıdır. aynı evin içinde birbirine tahammülü zerre kalmamış iki insan; "kurulu düzenimiz bozulmasın", "elalem ne der", "çocukların psikolojisi" veya en basitinden "bu devirde iki ayrı kira nasıl ödenir" korkusuyla o zehirli havayı her gün yeniden solumaya mecbur kalır.

akşam işten çıkıp kendi seçtiğin sessiz, sakin ve huzurlu bir alana dönmek varken; kapıdan içeri adım atar atmaz başlayan bitmek bilmez şikayetler, "senin ailen-benim ailem" savaşları ve tükenmiş surat ifadeleriyle yüzleşilir. en trajik olanı ise, özgürlüğün bedelini adliye koridorlarında, bitmeyen mal paylaşımı davalarında ve ağır nafakalarla ödeyeceklerini bildikleri için o prangayı ayaklarında ömür boyu sürüklemeleridir.

dışarıdan bakıldığında sosyal medyada "canım eşimle pazar kahvesi" fotoğrafı atan bu kitle, aslında evde birbirinin yüzüne bakmadan televizyon ekranına boş boş bakan iki yabancıdan ibarettir.

huzurun, sessizliğin ve özgürlüğün tadını bilenler için bu tablo; izlemesi ibretlik bir "hayatta kalma" belgeselidir.

(bkz: aynı evde iki yabancı olmak) (bkz: kurulu düzen yalanı) (bkz: sessizliğin lüksü)
Entry yazmak için giriş yapın.