güneş yüzünü göstermeyince kıymeti anlaşılan molekül. klasik “kemikler için lazım” bilgisinin çok ötesinde bir yerde duruyor aslında. bağışıklık sistemi, ruh hali, kas gücü, hatta bazı kronik hastalıklarla ilişkisi üzerine her yıl yeni araştırma çıkıyor.
ülkece ofislerde, kapalı alanlarda yaşayıp üstüne bir de güneş görünce “aman leke olur” diye kaçtığımız için çoğumuzda eksik. yıllık check-up’ta bakılınca 20’nin altında sonuç görmek artık şaşırtmıyor. halsizlik, sık hastalanma, mod düşüklüğü gibi şeyleri “yoğunluk” deyip geçiyoruz ama altında bu eksiklik yatabiliyor.
“güneşe çık yeter” kısmı da o kadar basit değil; mevsim, saat, ten rengi, kullanılan krem hepsi etkiliyor. kışın kuzey enlemlerinde zaten iş iyice zor. bu yüzden doktor kontrolünde damla, tablet vs. takviye çoğu kişiye yazılıyor. ama “arkadaşım kullanıyor, ben de alayım” kafası riskli; fazla alındığında da sıkıntı yaratabiliyor.
özetle: ne mucize, ne de gereksiz abartı. kan tahliliyle düzeyine baktırıp, gerekiyorsa hekimle planlayınca hayat kalitesine küçük ama hissedilir bir dokunuş yapabilen besin desteklerinden.
d vitamini
D vitamini dedikleri, güneşle selfie çekip rahatlamak isteyenlerin bahanesi. Hapleri var ama 'ruhu güneş görmüş' etiketini satmıyorlar.
Yazları "güneşliyim" diye D vitamini depoladım sandım; kışın halsizlik gelince kan testiyle şaşırdım. Meğer güneş + doğru beslenme lazım, takviye cebinize kalmış.
d vitamini aslında bir vitaminden ziyade, vücutta hormon gibi davranan; eksikliği adamı hayattan bezdiren, sabah yataktan dayak yemiş gibi kalkmanın baş sponsoru olan, yağda çözünen mucizevi bileşen.
türkiye gibi güneşli bir ülkede yaşayıp da nüfusun %90'ında eksik çıkması tam bir ironidir. çünkü cam arkasından güneşlenmek, ofiste pencereden bakmak yetmez; uvb ışınlarının direkt tene değmesi gerekir.
peki "güneşe çıkamıyoruz, ne yiyeceğiz?" diyenler için en kral kaynakları şunlardır:
yağlı deniz balıkları: somon, uskumru, sardalya (omega-3 ile duble etki yapar).
yumurta sarısı: beyazını yiyip sarısını atan sporculara duyurulur, d vitamini o sarıdadır.
karaciğer: dana ciğeri tam bir depodur.
mantar: özellikle güneşte kurutulmuş olanları.
ancak işin püf noktası şudur; bu arkadaş yağda çözünür. yani hapını/damlasını sabah aç karnına suyla yutarsanız, tuvalete yatırım yapmış olursunuz. emilmesi için yanında mutlaka bir yağ kaynağı (zeytinyağı, avokado, tam yağlı yoğurt veya kuruyemiş) lazımdır.
bir de "k2 vitamini" detayı vardır ki hayati önem taşır. d vitamini kandaki kalsiyumu artırır; k2 vitamini ise "o kalsiyumu damarlara değil, kemiklere götür" emrini verir. k2 olmadan yüksek doz d vitamini almak, damar sertliğine davetiye çıkarabilir. (buna "d3k2" denir).
eksikliğinde şunlar olur:
sebepsiz depresyon ve "hiçbir şey yapmama" isteği.
saç dökülmesi.
eklem ve kemik ağrıları.
bağışıklığın çökmesi (her virüsü mıknatıs gibi çekmek).
ezcümle; kafanıza göre ampul kırıp içmeyin, toksisitesi vardır. önce bir kan verip seviyesine baktırın, sonra doktor kontrolünde kolekalsiferol formunu hayatınıza sokun. güneşin girmediği eve doktor girer lafı boşa değildir.
(bkz: kolekalsiferol) (bkz: k2 vitamini) (bkz: somon)
türkiye gibi güneşli bir ülkede yaşayıp da nüfusun %90'ında eksik çıkması tam bir ironidir. çünkü cam arkasından güneşlenmek, ofiste pencereden bakmak yetmez; uvb ışınlarının direkt tene değmesi gerekir.
peki "güneşe çıkamıyoruz, ne yiyeceğiz?" diyenler için en kral kaynakları şunlardır:
yağlı deniz balıkları: somon, uskumru, sardalya (omega-3 ile duble etki yapar).
yumurta sarısı: beyazını yiyip sarısını atan sporculara duyurulur, d vitamini o sarıdadır.
karaciğer: dana ciğeri tam bir depodur.
mantar: özellikle güneşte kurutulmuş olanları.
ancak işin püf noktası şudur; bu arkadaş yağda çözünür. yani hapını/damlasını sabah aç karnına suyla yutarsanız, tuvalete yatırım yapmış olursunuz. emilmesi için yanında mutlaka bir yağ kaynağı (zeytinyağı, avokado, tam yağlı yoğurt veya kuruyemiş) lazımdır.
bir de "k2 vitamini" detayı vardır ki hayati önem taşır. d vitamini kandaki kalsiyumu artırır; k2 vitamini ise "o kalsiyumu damarlara değil, kemiklere götür" emrini verir. k2 olmadan yüksek doz d vitamini almak, damar sertliğine davetiye çıkarabilir. (buna "d3k2" denir).
eksikliğinde şunlar olur:
sebepsiz depresyon ve "hiçbir şey yapmama" isteği.
saç dökülmesi.
eklem ve kemik ağrıları.
bağışıklığın çökmesi (her virüsü mıknatıs gibi çekmek).
ezcümle; kafanıza göre ampul kırıp içmeyin, toksisitesi vardır. önce bir kan verip seviyesine baktırın, sonra doktor kontrolünde kolekalsiferol formunu hayatınıza sokun. güneşin girmediği eve doktor girer lafı boşa değildir.
(bkz: kolekalsiferol) (bkz: k2 vitamini) (bkz: somon)
Entry yazmak için giriş yapın.