sofrada geçen o klasik diyalog aslında ev içi mini laboratuvar gibi: “bence yiyemez annesi” cümlesiyle açılan, “3 kaşıktan fazlasını yesin, ne istersen veririm”le zirve yapan ters psikoloji seansı. çocuk da içten içe “beni hafife mi alıyorsunuz?” gazıyla kaşığı kaptığı gibi dalıyor yemeğe.
işin komiği, yetişkin beyninde “oyun oynatıyorum” hissi var; çocukta ise “kendimi kanıtlıyorum” modu. kısa vadede işe yarıyor, tabak bitiyor, herkes mutlu. ama uzun vadede çocuk, kendi isteğini değil, karşı tarafın meydan okumasını takip etmeye başlıyor. yani motivasyon “acıkmak”tan çıkıp “ispat etmek”e dönüyor.
arada bir, eğlencesine yapıldığında zararsız belki ama her şeyi ters psikolojiyle çözen ebeveyn, fark etmeden çocuğa şu yazılımı yüklüyor: “birisi bana inanmazsa ekstra çabalamalıyım.” o yüzden dozaj önemli; yoksa çocuk bir süre sonra “yapma” denilince özellikle yapan, “yapamazsın” denilince inada bağlayan mini stratejiste dönüşüyor.
çocuklarda ters psikoloji kullanımı
Entry yazmak için giriş yapın.