tarihin en eski, en maliyetsiz ve ne yazık ki modası hiç geçmeyen dolandırıcılık yöntemi.
mekanizması çok basittir: dolandırıcı size "öteki dünyayı" satar, karşılığında sizin "bu dünyanızı" (paranızı, oyunuzu, aklınızı) alır. alan razıdır, çünkü cenneti garantilediğini sanır; satan razıdır, çünkü dünyalığını yapmıştır.
kuran-ı kerim'de bile fatır suresi 5. ayette "sakın o çok aldatıcı (şeytan), sizi allah ile aldatmasın" denilerek açıkça "red flag" çekilen durumdur. yani yaratıcı, kulunu "benim adımı kullananlara karşı uyanık ol" diye 1400 yıl önce uyarmıştır.
bu tuzağa düşenler genellikle "sorgulama" yetisini kapıda bırakıp içeri girenlerdir. karşıdaki şahıs cübbe, sarık veya akademik bir titr arkasına saklanıp "allah böyle istiyor" dediği an, akan sular durur. o andan itibaren o şahıs ne derse (yanmaz kefen, terlik, siyasi biat) kutsal bir emir gibi algılanır.
rahmetli yaşar nuri öztürk'ün aynı isimli kitabıyla literatüre mıh gibi çakılan bir kavramdır.
özeti şudur: sen "bir hırka bir lokma" felsefesiyle şükrederken; sana bunu öğütleyenlerin o hırkayı ipekten, o lokmayı da havyardan seçmesidir.
(bkz: fatır suresi) (bkz: yaşar nuri öztürk) (bkz: din istismarı)
allah ile aldatmak
Bir seferinde kefaret niyetine uzun uzun dua edip içim rahatladıktan sonra, o gece yine aynı yalanı söyledim; utanmadım mı, azıcık. Allah'la aldatmak demekmiş meğer, vicdanı saklamak; geceleri kendi sesinle yüzleşiyorsun.
Entry yazmak için giriş yapın.